2 Ekim 2008 Perşembe, Moskova 14:20

  

Muhasebeci ve avukatın ofis binasının girişindeyim.

“15 dakika! Lütfen 15 dakika sonra gelin” dedi bayan Vera. “O zamana kadar evrakları hazırlamış olurum.”

Bir dolu kağıt işi. Her şey onlara bağlı. Ve ben kölesiyim.

Bayan Vera elli yaşlarında kedi gibi uysal bir kadın. Aynı odayı paylaştığı uzun boylu diğer kadın da O’nunla yaşıt gibi ama dişilik kürsüsünden henüz emekliye ayrılmamış. Genç erkeklerin bile ağzını sulandırabileceğinin farkında.

Onlar benim için çalışırken, aşağıya güvenliğin yanına indim ve bekliyorum. 15 dakika da olsa bana tahammülleri yok. Ama hesaplayamadıkları, benim her zaman yapacak bir şeylerimin olması. Bu iki katlı binanın yeri çok güzel. Sadece sağlam bir tadilatla tokatlanması lazım. Sonrasında daha yaşanılır olacaktır. Bir de avukatın ofisindeki uyuz kızların değiştirilmesi gerekiyor. Özellikle, içeri girenleri karşılayan üç tane cadıyı. Avukat Roman’ı beklerken vücudumdaki bütün enerjiyi emiyorlar. Her seferinde bir posa olarak çıkıyorum Roman’ın karşısına.

Güvenliğin küçücük bir odası var. Kendisi de hayatta hiç bir iddası kalmamış moruğun teki. Şu an televizyonda bir Amerikan filmi seyrediyor, kefir içiyor ve bana iyi davranıyor. Çok özendim ifadesiz yüzlü ihtiyara. Orda oturan ben olmalıydım. Televizyon yerine müzik olurdu büyük ihtimalle. Aslında televizyon fon oluşturması için fena değil. Radyo ön planda olunca tüm hayat klip gibi oluyor ekranda. Durmadan yazardım. Nasılsa burada çalmaya değecek hiç bir şey yok. Sadece olmuş olmak için bulunacaktım.

Dünya 2012 senesinde felaketler zinciri yaşayacak diyorlar. Anlaşılan, Dünya bu işi insanoğluna bırakmayacak. Olması gerekiyordu bence de. Hamamböcekleri gibi çoğaldık ve ev sahibinin midesi bulanmaya başladı. Az değil 20-25 sene gördüm rüyamda, yok olmuş bir dünya sonrasında yaşadığımı. Ama neden ben özelim ki! Ben de ölücem işte herkes gibi. Ama en güzeli, hayatta kalırsam gereksiz hiç bir işle uğraşmıycam. Ve kafamı bozan ne kadar pislik hayatta kalmışsa hepsini tek tek ayıklıcam.

Daha sonra kirayı ödemem için ofise gitmem gerekecek. Neyseki hepsi birbirine çok yakın. Sadece bir metro durağı.

Gelip geçen herkes bana bir bakış atıyor. Ne yazıyorum diye değil, bir obje olarak alışılmışın dışında yer kapladığım için. Belki de sadece çevreye uyum sağlıyormuyum diye bakıyorlardır. Estetik kaygı içerebilir. Şimdi geçen bir adam önümde duran kağıdı inceden bi kesti. Sevdim bu adamı, varlığımı tanıdı.

Yağmur başlayabilir. Sakıncası yok.

Bu küçücük binaya bir dolu güzel kız giriyor ama odalarda gezerken hiç birine rastlayamıyorum. Geçen gün çok güzel bir zenci melezi gördüm. Merdivenlere çıkmadan ayna karşısında kendisine ve elindeki çiçeklere büyük bir gayretle şekil vermeye çalışıyordu.

 Sanırım 15 dakika doldu. Dolmasa bile ne önemi var ki. En iyisi yukarı çıkmak. Ve ben altmış yaşındayken, elli yaşında böyle bir karım olmasını hayal etmek.

Sanırım bu yazmaktan daha enteresan.

Evet öyle!

 

 

Altan  

 

 

Öyküler   Siirler  John Fante   Bukowski    Dostoyevski   Çehov  Anasayfa