|
Yaş, zaman, yer kavramları bizim
uydurmamızdır. Üretim ve başarının böyle bir ayrımı yoktur. |
|
![]() İddiamiz yok! Edebiyatçı veya yazar değiliz, hedeflemedikte. Cümlelerin kıçını dahi zor toparlıyoruz. Ama yaşadıklarımıza dair yazarken tatlı bir rahatlık ve büyü sarıyor bizleri. Belkide bu yüzden kendimizi anlatma yolu olarak sözcüklerle dans etmeyi seçtik. Okunursak seviniriz elbette fakat okunmasak da biz gene sürekli yazacağız, samimi, içten, basit ve birazda bayağı. ayağı
![]()
İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler
vardır. Kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından
bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçirebilse, o kişinin
hayatında büyük bir devrim olurdu. |
Kırklı yaşlarındaydı doktor. Üç tane ben vardı yüzünde. İri ve siyah olanlardan. Bıyıkları bütün yüzünü kaplıyordu. Eliyle tutup dişlerinin arasında ezdikten sonra somuruyordu sararmış uçlarını. Acele bir yere yetişecekmiş gibi bir hali vardı.
Başka bir inşaatta çalışacağımızı burada işimizin bittiğini söyledi usta. On iki katlıydı yeni bina. Duvarları örülecekti. Dev bir iskelet gibi duruyordu karşımda. Ben alacağım paradan başka bir şey düşünmüyordum.


İsviçre’nin Tele Züri kanalında, yirmi yaşında yeşil gözlü kumral saçlı bir yetmiş boylarında İsviçreli bir kız yanlızlığından şikayetçi. Her hafta düzenli olarak yayınlanan sevgilisi olmayan gençlere çöpçatanlık yapan programda yirmili yaşlarda bir Türk gencide yarışıyor.

Doktor fakülteden sonra boş durmamış tiyatro dersleri almıştı. Kendi etrafında ilginç dönüşler yapıyordu. Patenti sadece Altan’a ait olan ‘’kobra dansını’’ bile icra ediyordu. Tiyatrocu kimliğiyle yaklaşıp dişçi kimliğiyle sokuyordu.